|
KUTUPLAR
Karalarda buzdan kalın bir zırh ve donmuş toprak, denizlerde buzdağları,
çok soğuk ve güneşsiz bir kış. İnsan kutup bölgelerini böyle düşünüyor.
Yaşam koşullarının ağırlığı nedeniyle bu bölgeler bugüne değin
insanların yıkıcı müdahalesinden kurtulmuş. Kutupların gerek atmosfer,
gerekse dünya iklimi üstündeki düzenleyici etkileri ise tartışılmıyor
bile. Kutup buzlarındaki bir erimenin yeryüzü çapında iklim
değişikliklerine yol açacağı, bunun da tüm insanlık için çok kötü
sonuçlar vereceği biliniyor.
Dev Bir Buzdolabı
Yerküremizin kuzey ve güneyindeki buzdan örtüler, bütün değişmez
görüntülerine karşın, Dünya’nın 4,5 milyar yıllık yaşamında daha çok
kural dışı bir durum oluşturur. Bugünkü bilgilerimize göre yeryüzünde üç
büyük soğuk dönemi yaşanmıştır. Bunlardan biri 750, biri de 250 milyon
yıl önce yer almıştır; üçüncüsü olan “Büyük Buzul Çağı” ise yaklaşık 2
milyon yıl önce, Pleyistosen Bölüm’de başlamıştır ve günümüzde de
sürmektedir. Günümüze en yakın bu jeolojik dönemde buzullar en az dört
kez bugün Avrupa, Asya ve Amerika’da ılıman iklim kuşağı içinde
oldukları bilinen bölgelere kadar inmiş, aralardaki sıcak dönemlerde de
kutuplarla yüksek dağların tepelerinde bugün bulundukları sınırlara,
hatta daha da gerilere çekilmiştir. Alman buzul çağı araştırmacısı
Albrecht Penck (1858-1945) bu dört buzul katına, ülkesinin güneyinde
çalışmalarını sürdürerek onların varlığını kanıtladığı bölgedeki küçük
ırmakların adını vermişti: Günz, Mindel, Riss ve Würm.
Yaklaşık 10.000 yıl önce Würm Buzul Katı’nın sona ermesinden beri
yeryüzü yeni bir sıcak dönem yaşamaktadır. Kutuplardaki ve Grönland’daki
buz katmanlarına bakılırsa Dünya’nın hala “buzlanmaya yatkın” olduğu
söylenebilir. Ama 4,5 milyar yıllık yaşamının büyük bir bölümünü buzsuz
geçirdiği anlaşılıyor. O zamanlar sıcak, hatta tropik bir iklim çok daha
geniş bir alana yayılıyormuş. Büyük su kütleleri buz olarak karalara
bağlı olmadığından, denizlerin düzeyi bugünküne göre 60 m daha yüksekmiş
ve karaların önemli bir bölümü suyun altındaymış.
Matematiksel bir belirlemeye göre kutup bölgeleri kutup dönencelerinin
altında ve üstünde kalan (ve her biri 21,2 milyon km2 büyüklüğünde olan)
yerler olarak tanımlanıyor. Bir adını da Eski Yunanca’da “ayı” anlamına
gelen arktos sözcüğünden alan Kuzey Kutup Bölgesi toplam 27 milyon
km2’lik bir alana yayılır. Bunun 9 milyon km’si kara, geri kalanı
denizdir.
Burada en sıcak ayda bile deniz suyu sıcaklığı +10° C’nin üstüne çıkmaz.
Arktik kara ve deniz iklimlerinin egemen olduğu bölgede yağış azdır,
yılda 100 mm ile 500 mm arasında değişir. Kuru rüzgarlar ve sis, düşük
sıcaklık (Grönland’da şubat ortalaması -40° C), sıcaklığın mevsimlere
göre büyük değişkenlik göstermesi (+15° C ile -40° C) bu bölgenin iklim
özellikleri arasındadır. 23 Eylül ile 21 Mart arasında Güneş’in hiç
doğmadığı kış kutup gecesi, yılın geri kalan bölümünde ise, hiç
batmadığı kutup gündüzü yaşanır. Sıcaklığın çok düşük olmasına karşın,
kutup bölgelerinin de en az tropik bölgeler kadar güneş enerjisi aldığı
unutulmamalıdır. Kara bitkileri buna, çok hızlı ve karmaşık bir büyüme
biçimi benimseyerek uyum sağlamıştır. Denizlerde ise yüksek oksijen ve
zengin besin maddesi nedeniyle, bir de 0 derece dolayındaki deniz suyu
sıcaklığı fazla değişmediği için plankton ve balık çok boldur.
Yaşamın denizlerdeki bu zenginliğine karşın, az sayıdaki buzsuz kıyı
bölgesinde oldukça sınırlı olduğu gözlenir. Bitki örtüsü tundralara özgü
yosunlardan, likenlerden, ardıç ağaçlarından ve cüce akkayınlardan
oluşur. Temmuz sıcaklığı 6° C’nin altına düşerse bunlar da yerlerini buz
çölüne bırakırlar. Zemin 600 m derinliğe kadar donmuş durumdadır ve
yazın ancak yüzeyden 10-200 m arasında bir derinliğe kadar çözülür.
Donmuş zeminin altında bulunan çamur katmanı aşağı doğru akar ve her
türlü inşaat çalışmasını çok zorlaştırır.
Güneydeki Buz Kaplı Kıta - Antarktika
“Güneydeki efsanevi kıta”nın bulunması 200 yıllık bir arayıştan sonra,
ancak 1840’ta başarıyla sonuçlanmıştır. Yelkenlisiyle kıyılar boyunca
yaklaşık 2.000 km yol alan Charles Wilkes, denizlerden oluşan Kuzey
Kutbu’nun tersine, Güney Kutbu’nun olduğu yerde gerçekten büyük bir kıta
bulunduğunu kanıtlamıştır. 12,4 milyon km2’lik yüzölçümüyle bu kıta
neredeyse Afrika’nın yarısı büyüklüğündedir. Bu bölgenin içinde Güney
Shetland, Güney Georgia gibi birkaç takımada da yer alır.
Adı, “Arktika’nın karşısındaki” anlamına gelen Antarktika’yı ortalama
2.000 m kalınlığında büyük bir buz katmanı zırh gibi örter. Bir zamanlar
“ulaşılamaz” diye adlandırılan kutup noktasında buzun kalınlığı 4.335
m’yi bulur. Bu buz kütlesi 24 milyon km3’lük hacmi ile yeryüzündeki
bütün buzların yüzde 92’sini oluşturmaktadır. Kıyılarından kopan 350-600
m kalınlığındaki buz parçaları günde 1-3 m hızla ilerler ve birbiri
üstüne yığılır. Bu tür yüzen yığınlardan biri olan Ross Buzlası 540.000
km’yi bulan alanıyla neredeyse Fransa büyüklüğündedir. Gelgit olayının
buzladan kopardığı büyük parçalar yüzerek çevreye dağılır. Bu tür
buzdağları arasında 20.000 km2 büyüklüğe ulaşanlar olur.
Güney Kutbu’nda yeryüzünün en soğuk ve en fırtınalı iklimi egemendir.
Ortalama sıcaklık yaz aylarında -20° C’dir ve bu, güneyden fırtınalar
estiğinde -70° C’ye kadar düşebilir. Coğrafi Güney Kutbu noktasında
bulunan ABD gözlem istasyonunda yapılmış ölçümlerde sıcaklığın yıllık
ortalamasının -50° C olduğu, en sıcak ayda ancak -29° C’ye yükseldiği
belirlenmiştir. Yani yeryüzünün bu en büyük buzdolabının sıcaklığı Kuzey
Kutbu’ndan ortalama 22 derece daha düşüktür.
Bu durum doğal olarak yaşam koşullarını etkilemektedir. Kuzey Kutbu’nda
400’e yakın çiçek açan bitki türü sayılabilirken, Güney Kutbu’nda bir
tane bile olmaması bunun bir belirtisidir. Buna karşılık kıtanın
kıyılarında ve açık denizlerinde çok sayıda hayvan yaşar. Penguenler,
martılar, foklar ve balinalar soğuk, ama besin maddesi açısından zengin
Güney Kutbu denizlerindeki planktonları ve balıkları yiyerek yaşamlarını
sürdürürler.
Kuzey Kutup Bölgesi Yerlileri, Amerika’da Eskimolar ve Aleutlar, Avrupa
ve Asya’da Laponlar ve Doğu Yaklar’dır. Bunlar avcı ve toplayıcı olarak
Taş Çağı’ndakine benzeyen göçebe bir yaşam sürerler. Buradaki yaşama
koşullarına en iyi uyum sağlamış olan Eskimolar, aynı zamanda en kuzeye
kadar yayılmış olan halktır. Bunlar kayak adı verilen küçük kayıklarıyla
en çok fok avlayıp etini yiyecek, derisini ve kürkünü giysi, yağını ısı
ve ışık kaynağı olarak kullanırlar. Vitamin gereksinimini, eti
pişirmeden yiyerek karşılarlar. (Amerika Yerlileri’ni dilinde Eskimo,
çiğ et yiyen demektir) Uygar ülkelerin kutup bölgelerine el atmaları,
özellikle Spitzbergen’deki uranyum, titanyum ve kömür, Alaska’daki
petrol ve doğal gaz kaynaklarını işletmek istemeleri, doğaya bağlı
olarak yaşayan Eskimolar’ın yaşam olanaklarını sınırlamıştır. ABD ve
Rusya da Kuzey Kutbu’nu işgal etmiş, yoğun bir sivil ve askeri üsler ağı
ile kaplamışlardır. Amerikan atom denizaltısı “Nautilus” ilk kez 1958’de
Kuzey Kutbu’nu örten 2-15 m kalınlığındaki buz katmanının altından
geçerek bir uçtan ötekine 3.000 km yol almıştır. Kutupların
paylaşılmasında her ülkeye, kendi sınırlarının en dış iki noktasından
Kuzey Kutup noktasına çizilen iki doğru arasında kalan parçasının
verilmesi ilkesi uygulanır.
|
|